Aniden gelen ölümler


Ana Sayfa >> Sağlık Haberleri >> Aniden gelen ölümler



Türkiye’de her yıl 90 bin kişi ‘aniden’ ölüyor. Araba kullanırken, halı sahada top oynarken ya da bilgisayar başında çalışırken sapasağlam insanlar üstelik de genç yaşta neden ölüyor? Herhangi bir sağlık sorunu olmayan kişilerin de alması gereken tedbirler var mı?
2003’te Konfederasyon Kupası yarı final maçında Kolombiya ile Kamerun kıran kırana mücadele ediyordu. Kamerun Milli Takımı’nın 28 yaşındaki oyuncusu Marc Vivien Foe, maçın 72. dakikasında, herhangi bir müdahale olmadığı halde sahanın içinde yığılıp kaldı. Kameraların saniye saniye görüntülediği, milyarlarca insanın izlediği ‘naklen ölüm’de Foe’nin gözleri kaydı, ayakları vücudunu taşımadı. Doktorların yoğun çabası sonuç vermedi ve genç futbolcu herkesin gözü önünde hayata veda etti. Kamerunlu Foe’nin sahada ölümü beraberinde tartışmaları da getirdi. Çünkü dünya genelinde her yıl 3 milyon kişi ‘ansızın’ ölüyordu. Kesin istatistik olmamakla birlikte Türkiye’de de yaklaşık 90 bin kişi benzer şekilde hayatını kaybediyordu. Büyük bir kısmının kalp damar hastalıklarına bağlı olarak gerçekleştiği ölümler o kadar yaygınlaştı ki ani ölümlerin miktarı AIDS ve kanseri geçti. Peki ama nedir ani ölüm? İnsanlar sağlıklı görünürken nasıl olup da aniden ölüyor?

Ani ölümün sebepleri

Tıp literatüründe bir vefatın ‘ani ölüm’ olarak tanımlanabilmesi için hastanın son bir saat içinde hafif yorgunluk, göğüs ya da baş ve sırt ağrısı, düzensiz kalp atışları, tansiyonda farklılık hissetmesi ve dört dakika içinde de “arest” yani kalbinin durması gerekiyor. Ani ölüm “Ani Kardiyak Ölüm - AKÖ” olarak da tanımlanıyor. AKÖ’yü tetikleyen sebeplerin başında stresli yaşam, hipertansiyon, sigara ve alkol geliyor. AKÖ üç şekilde gerçekleşiyor; ya kalp tamamen düz çiziyor ya anormal hızlı ritim oluyor ya da kalpte hareket olsa da nabza yansımıyor. Bu üç durumdan en düzeltilebilir olan ritim bozukluğu. Diğerlerine müdahale edilse de hastayı kurtarma olasılığı düşük. Fakat, ritim bozukluklarına da yerinde ve zamanında müdahale edilmesi gerekiyor. Her yıl bu nedenle ölenlerin oranı kadınlarda yüzde 4,6, erkekler de ise yüzde 4 artıyor. Sadece ABD’de her yıl 400 bin AKÖ olduğu rapor ediliyor.

Aslında ani ölümler önlenebilir. Her insan nedenli ya da nedensiz AKÖ’yle karşılaşabilir. Risk, 0-6 aylık bebekler ve 45-65 yaş arasındaki yetişkinlerde yüksek. Ani ölümlerin yüzde 80’inin sebebi de çeşitli kalp ve damar hastalıkları. AKÖ’yü tetikleyen faktörlerin başında stres gösteriliyor. Stres, AKÖ riskini yüzde 40 artırıyor. Dolayısıyla stresin en yoğun yaşandığı büyük şehirlerde ani ölüm oranı da aynı seviyede artmış oluyor. Dünyanın belli merkezlerinde yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilere göre toplum, yaşanan olumsuzluklardan etkileniyor ve bu durum ani ölümleri artırıyor. Türkiye’de 17 Ağustos depreminden sonra AKÖ’lerin artması da bu durma örnek gösteriliyor.

Antalya’da Türk Kardiyoloji Derneği’nin düzenlediği 21. Kardiyoloji Kongresi’nde konuyla ilgili sunum yapan Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi’nden Kardiyolog Doç. Doç. Dr. İzzet Erdinler’e göre, modern hayatla birlikte stres seviyesi de arttı. Zira insanlar yalnız kalmayı istiyor, güven duymadığı için sıkıntılarını paylaşmıyor, ailevî problemlerle karşılaşınca yeterince destek alamıyor, depresyonlar daha kolay yaşanıyor, alkol ve sigara tüketimi her geçen gün artıyor. Erdinler, din olgusunun hastaların hayatını dolayısıyla kalp rahatsızlıklarını etkilediğine dikkat çekiyor; “Bir dine bağlı olup olmamak kalp rahatsızlıklarında etkili. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki herhangi bir dine bağlı olanların hastalanma oranı herhangi bir dine bağlı olmayanlara oranla daha az.”

Ani ölüm takvimi

AKÖ riski sabahları, pazartesi günleri ve kış aylarında daha fazla görülüyor. Çünkü belli dönemlerde kalbin değerleri artıyor ya da azalıyor. Hatta gün içinde bile farklılıklar gösterebiliyor. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. İzzet Tandoğan, kalp krizlerinin sabah saat 4-10 arasında en yüksek seviyede olduğunu, gün içindede bu oranın giderek azaldığını belirtiyor: “Sabah kalkışla birlikte vücuttaki hormonlar değişiyor ve damarlardaki spazmları tetikliyor. Kişi pazartesi günleri yeni iş haftasına başladığı için gergin oluyor, kış aylarında da mümkün olduğunca kapalı alanlarda yaşanıyor ve dış dünyayla iletişim azalıp psikolojik sorunlar yaşanıyor. Vücut üzerindeki baskı da ani ölümü tetikliyor.”

Ani ölümler, kalbi besleyen damarlarda tıkanıklık sonucu oluşan koroner arter hastalığının yaygın olarak görüldüğü Rusya ve Finlandiya’da daha fazla. Çünkü bu ülkelerde sigara, alkol fazla tüketiliyor, tansiyon hastalarının sayısı çok ve kolesterol değerleri de yüksek. Özellikle sigara ani ölüm riskini 2,5 kat artırıyor. Ama sigara, alkol kullanmayan, tansiyon ve kolesterol değerleri normal olanlar da genetik nedenlerden dolayı yüzbinde bir risk altında. Yeni doğan bebeklerin de risk altında olmasının altında genetik olarak kalp kasının kalın olması bulunuyor. İzzet Erdinler’e göre, yeni doğan bebeklerin yüz üstü yatırılıyor olması da ani ölümün bir başka nedeni. Dolayısıyla bebekler yüzüstü değil, sırt üstü yatırılmalı.

Sporcularda yüksek

Eğer ailede birden fazla kişi ani ölüm yaşamışsa ailenin diğer fertleri de yüksek risk altında anlamına geliyor. Almanya’da yakın zamanda yaşanan olay da bu teşhisi doğrular nitelikte. 27 yaşındaki Serpil Cihan, Kasım 2005’te vefat eder. Halbuki üçüncü çocuğunu dünyaya yeni getirmiştir ve hiçbir rahatsızlığı da yoktur. Vefat etmeden birkaç saat önce şiddetli baş ağrısı çeker ve uyumak istediğini söyler. Fakat bir daha gözlerini açamaz. Yapılan otopsi sonucunda Cihan’ın ‘gizli kalp’ nedeniyle hayatını kaybettiği söylenir. Aslında yaşanan bu olay Serpil Cihan’ın ailesine acı geldiği kadar tanıdıktır da. Çünkü 22 yaşındaki kız kardeşi de evleneceği günün sabahı telaşla uyanır ve birden başı dönmeye başlar. Kendini iyi hissetmediğini söyler ve uzanır. Ablası gibi o da vefat eder. Düğün günü, ölüm günü olur. Fakat otopsi yapılmadığı için ölüm sebebi kesin olarak bilinmez.

AKÖ’nün erkeklerde görülme oranı kadınlara göre üç kat fazla. Çünkü, erkeklerde kalp damar hastalıklarının görülme ihtimali yüksek, içki ve sigara tüketimi fazla. Kalpleri kadınlarınkinden daha sık arest oluyor. Dünyada da zencilerin kalbi beyazlara oranla daha sık duruyor. Çünkü sağlık kuruluşlarından, koruma önlemlerinden daha az yararlanıyorlar. Ülkemizde de kırsal alanlara gidildikçe aynı durum yaşanıyor.

Spor yapmak sağlıklı ve zinde bir hayatın kapısını aralıyor. Ama ani ölümlerin yüzde 20’si de sporcularda görülüyor. Spor sağlıklı yaşamak için yapılan bir eylemken AKÖ’ye sebebiyet de verebiliyor. Sporcularda ani ölümlerin olması AKÖ’yü dünya gündemine oturtmaya yetiyor. Sporcu ölümlerinin yüzde 90’ı spor esnasında gerçekleşiyor. Yüzde 85 nedeni de bilinen ya da bilinmeyen kalp ve damar hastalıkları. Ölümlerin yüzde 7’si profesyonel sporcularda, yüzde 22’si üniversite öğrencisinde ve yüzde 62’si de lise öğrencilerinde görülüyor. Ölen sporcuların yüzde 90’ı erkek. Yaş ortalaması 17 ve sporcuların sadece yüzde 18’inin ölmeden önce bir rahatsızlığı olduğu biliniyor. Geri kalan yüzde 72’lik kısım kalbinde sorun olduğunu bile bilmiyor.

Akla ilk gelen soru ise sporun hangi sınırdan sonra tehlike oluşturmaya başladığı… İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Zehra Buğra, dinamik ve statik olarak iki spor şekli olduğunu belirtiyor: “Statik sporlar halter gibi yük kaldırmaya yönelik, çok hareket gerektirmeyen sporlardır. Dinamik spor ise enerji ve hareketin gerektiği basketbol ve futbol dallarıdır. Sürekli ağır spor yapanların kalp kası kalınlaşır. Kalp kasının kalınlaşması da ani ölüm riskini artırır. Genetik olarak bunu getiren kişiler de vardır. Onlar spor yapmasalar da kalp kasları kalındır ve ani ölüm riski taşır.” Prof. Buğra’ya göre spor yapmanın sınırını koyabilmek için günlük egzersiz kapasitesinin bilinmesi gerekir. Sporcunun tansiyonu, kalp ritmi, nabzı, şeker hastalığı, kolesterol değerleri önemli. Ayrıca, EKD (eko kardiyo grafik) çekilmeli, koşu bandı üzerinde efor testi yapılmalı, hareket halindeyken kalp atışları gözlemlenmeli ve hız artığında kalbin verdiği tepki bilinmeli.

Türkiye’de profesyonel sporcular bu testlerden belirli zaman aralıklarında geçiyor ve performanslarına bakılıyor. Örneğin İstanbul Üniversitesi’nin Spor Fizyolojisi Bölümü bu hizmeti veriyor. Ani ölümlere genç yaşta çocukların gittiği spor kulüplerinde daha sık rastlanıyor. Çünkü bu merkezlerde rutin bir kontrol yok. Kayıt öncesinde de herhangi bir sağlık taraması istenmiyor. Bilinçli aileler ise spor okuluna göndermeden önce çocuğunu hekime götürerek egzersiz kapasitesini öğreniyor ve uygun spor dalına yönlendiriyor. Bazı merkezlerde de sağlık raporu isteniyor. Fakat ülkemizde sağlık raporu performans testi yapılmadan veriliyor.

İzzet Tandoğan, sporun türünün değil,spora başlamadan önce ne yapılacağının önemli olduğunu söyleyerek rutin olarak verilen sağlık raporlarına dikkat çekiyor: “Spora başlamadan önce sağlık raporu alınması gerekiyor. Türkiye’de yüze bakılarak sağlık raporu veriliyor. Bu konuda hekimlerin de sorumsuz olduğunu düşünüyorum. Tabii ailelerin de sorgulanması lazım. Eğer ailede ani ölümler yaşanmışsa doktor daha da dikkatli olmalı.”

Ani ölümü engellemek için kullanılan cihazın adı defibrilatör. En önemli işlevi şok vererek ölüme yol açan ritim bozukluğunu düzenlemek. Fiyatı 8-10 bin dolar arasında değişiyor. Ani ölüm çok görülen bir ülke olmamıza rağmen kalabalık insan gruplarının bulunduğu mekanlarda bile defibrilatör bulunmuyor. Türkiye’de sadece havaalanlarında mevcut. Oysa uzmanlara göre hiç değilse, alışveriş merkezi, okul, spor salonları, çocuk yuvaları ve asker koğuşlarında bulunması gerekiyor. Hastanın yaşaması için arest olduğunda ilk dört dakika içinde müdahale edilmesi şart. Fakat, sağlık hizmetlerinin hastaya ulaşması ya da hastanın hastanelere sevki dakikalar alıyor. Büyük şehirler söz konusu olduğunda bu saatler de sürebiliyor. Dolayısıyla olay anında hemen müdahale edebilecek bilinçli kişilere ihtiyaç duyuluyor.

ABD ve Avrupa ülkelerinde ani ölümle mücadele kapsamında olay yerine en önce ulaşan polis, itfaiye ve gönüllü vatandaşlar sivil toplum kuruluşlarının organizasyonlarıyla defibrilatörü kullanmayı öğreniyor. Bunun için sekiz saatlik eğitim yeterli. Tüm polis ve itfaiye araçlarında defibrilatör bulunuyor. Türkiye’deki polis ve itfaiyeciler ilk yardım eğitimi alıyor. Ama defibrilatör hakkında herhangi bir bilgi verilmiyor. Halbuki arest olan bir hastanın defibrilatörle kurtulabilme oranı yüzde 75 iken bu oran en yakın sağlık kuruluşuna götürülene kadar yüzde 1,5’e düşüyor. Prof. Dr. Zehra Buğra, defibrilatör kullanımı hakkında eğitim verebileceklerini fakat bu zamana kadar hiçbir kurum ve kuruluştan böyle bir talep gelmediğini söylüyor. Doç. Dr. İzzet Erdinler ise defibrilatörün doğru zamanda ve eğitimli insanlar tarafından kullanılması gerektiğinin altını çiziyor: “Bu aletler bilinçli insanlar tarafından kullanılmazsa sıradan baygınlık geçiren hastaya da defibrilatörle müdahale edilebilir. Bu da hastanın ölümüne sebep olabilir.”

Kalp hastalarının yüksek ölüm riskini aza indirebilmek için kalplerine ICD denen alet takılıyor. Maliyeti 20-25 bin dolar arasında değişiyor. ICD hastada ritim bozukluğu olduğu an devreye giriyor ve şok vererek kalp ritimlerini normalleştiriyor. Önceden sadece birkaç kez bu durumu yaşamış kişilere takılırken şimdi risk oranı fazla olanlara da veriliyor.

Türkiye’de ani ölüm vakaları her geçen gün artmasına rağmen konuyla alakalı istatistikler tutulmuyor. Çünkü ani ölümlerin ardından hasta yakınları otopsi yaptırmak istemiyor. Dolayısıyla ani ölüm vakalarının nedeni de araştırılamıyor. Türkiye ile ilgili veriler ABD ve Avrupa’da yapılan araştırmaların ülkemize uyarlanması sonucu elde ediliyor. Uzmanlar otopsiye hiçbir hasta yakınının razı olmadığını, ‘çekmeden kurtuldu’ mantığı yüzünden ölüm nedeninin merak edilmediğini söylüyor. İzzet Erdinler meslek hayatı boyunca kalp ritim bozukluklarıyla ilgilendiğini ve bu zamana kadar savcının talebi dışında hiçbir hasta yakınının otopsi yaptırmadığını söylüyor.

ANİ ÖLÜM RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

• Alkol, sigara, uyuşturucu gibi maddelerden ve stresten uzak durmak,
• Beslenme düzenine dikkat edip şişmanlıktan kaçınmak,
• Günlük stresi mümkün olduğunca azaltmak,
• Kalp ve damar rahatsızlığı varsa gerekli ilaç tedbirlerini almak,
• Egzersiz yapmak,
• Sportif aktivitelere başlamadan önce sağlık taramasından geçerek uygun sporu tercih etmek.


BAZI ANİ ÖLÜM VAKALARI

STV kameramanı Osman Özküçük, 19 Şubat 2000’de polisle çatışmaya giren hırsızların haberini takip ederken yere yığıldı. 27 yaşındaki genç meslektaşımız kayıttayken hayata gözlerini yumdu.

Ağustos 2005’te Uruguay’daki Paysandu Bela Vista 2. lig takımında top koşturan 17 yaşındaki Daniel Acosta maç esnasında rahatsızlanarak sahayı terk etti ve bir saat içinde yaşamını yitirdi.

Aralık 2004’te Dempo Kulübünün Brezilyalı futbolcusu Cristiano de Lima Junior gol atıp takımına şampiyonluk kazandırdıktan sonra sahada öldü.

Ekim 2004’te Sao Caetano-Sao Paulo birinci lig maçının 2. yarısında, Sergio’nun kalp krizi geçirerek olduğu yere yığılmasının ardından maç iptal edildi. 30 yaşındaki futbolcu kurtarılamadı.



AKSİYON
Sayı: 576 - 19.12.2005 | Tuba Kabacaoğlu t.kabacaoglu@aksiyon.com.tr


Diğer Bazı Sağlık Haberleri